23 Nisan 2010 Cuma

21.00

saat 21.00 da başladı yeni gün,berbat kırmızı gözlerden akıp gitti zaman...bekledim değişir diye 24 saat aynı geçicek değildi ya? ama geçti işte henüz dolmadı ama ne kadar değişebilir ki.berbat bir gün,daha kaç kere böyle bir 24 saate dayana bilirim merak ediyorum.

bazen gitmek istersin,o an içinden kalkıp gitmek gelir ama yapamazsın,adım bile atamazsın, çivilenmiş gibi durmaktan başka hiçbir bir şey yapamazsın.öyleydi işte bir kez daha kimin egemen olduğunu,kendimden ne kadar uzak şeyleri kabullendiğimi anladım.gözlerime lanetler okudum hemen kızardıkları için ama hayır suç onlarda değil...gülmeye dayanamayan,mutsuzluktan zevk alan insanlardan olabildiğince uzak durmalıyım çünkü bu hayatımı karartmak olabilir...böyle biri yüzünden başlıyan bir 24 saatti evet ama bu son olucaktı.bir daha böyle bir 24 saat olmuycak!

8 Nisan 2010 Perşembe

karartılan yarınlara


yine katledildi bir kadın,yine katledildi sevgi dolu bir yürek...
daha niceleri karanlığa mahkum edilicek,yok edilecek...
niceleri namus kavramına gidecek,
taki gerici zihniyetin etkisinden kurtulana dek.

güldünyalar,gülistanlar,ceylanlar ve daha niceleri...
boynu bükük güllerimiz,
utanarak yazıyorum,
engel olamamanın utancıyla...

küçük beyinlerin esirleri,
kadınlar,kadınlarımız....
şafak bir gün bizim için sökücek!
yeni bir hayat kuracağız,
kutsal ellerimizle....

sevgi dolu yüreklerlerin kurduğu...
ceylanların öldürülmediği,
kirletilmemiş bir dünya kuracağız.

utanarak yazıyorum,gülistan,
bebeğinin doğmasına bile izin verilmediği,
bu düzen de hala bir şey yapamamanın verdiği,
utançla yazıyorum....
---------------------------
rojbin çolak

3 Nisan 2010 Cumartesi

karanlık bir geceden sonra açan güneşin parıltıları...


baharın gelişini izliyorum,doğanın uyanışını...odamın penceresinde uzun bir uykudan sonra yeni açan çiçeklerin güzelliğini izliyorum.
bir an küçük bir çiçek olduğumu hayal ettim.bende yeni uyanmaya başlamıştım.üzerimdeki kar tanelerinde silkinip güneşe gülemsemeye,kuşları dinlemeye başladım.ne kadar uzun ve yorucu bir uykuymuş,her yerimi zedelemişim.ama gülen yapraklarıma bakmak herşeyi unutmamı sağladı.her zamankinden daha fazla sorularım var ama hiç birisi yorucu olmuyacak.topraktan aldığım suyla dikleşmeye başladım.artık baharın ortasında kışı yaşamıycağımı söyledim kuşlara.
güneşli bir günü kutlamak için uyandım bu sabah,baharla birlikte...

1 Nisan 2010 Perşembe

Gitme Zamanı


sırt çantamı alıp gitmeliyim.
hiç bilmediğim bir yere.
tanımadığım duvarların arasında yürümeliyim,
adımlarım uzaklaşırken hüzün dolu yerden,
uyandırmalıyım içimde saklanan küçük kızı...


"masalların sonu gelir"inanmalıyım buna
bırakmalı,göle düşen küçük bir yaprak misali,
esintinin akışına yollamalıyım masalımı...


yabancı sokaklarda,
turucu bir masalın umuduyla dolanıyorum...
gecenin karanlığında,
yabancı bir kadın,
etrafta nergizlerin kokusu ve içkiciler...
kırık ve yalnız bir kadeh,
plakta Yann Tiersen...
ve turuncu bir masala doğru korkusuzca atılan adımlar...

rojbin çolak

24 Mart 2010 Çarşamba

Kibele

küçük bir pırlantamı kaybettim,
acı dolu bir yakarışla,
geride kalan bu boşluğu,
nasıl dolduracağız Kibele...

çığlıklarımız ölüme karşı koyamazken,
gözlerimizin önünden gitmeyen anılarla dayanmaktayız,
her yerde,adım atılan her yerde sen Kibele...
kaybedişin bu kadar keskin olucağını tahmin bile edemezdik...

Kibele,
güneşe karşı oturmayı severdin,
bizler karanlıkta ki ışığımızı seninle buluyoruz
Kibele...

yüzyıllardır alev alev yanan toprakların,
Mezopotamya'nın kadını...
kabullenmek zorunda olduğumuz,
sensizliğe ağlıyoruz...
gözyaşlarımız sensizliğe...

Huzur içinde uyu Kibele...
-------------------------------------------------------------------------------------
Kibele,Kibelem evimize baktım o gün dışardan ağıt sesleri yükselirken baktım...sen oradaydın bahçedeydin sonra pencereden çok ses yapan çocuklara sesleniyodun...sonra balkonda karşılıklı benim yağtığım sütlü kahvelerimizi içiyoduk,sonra mutfağımıza baktım siğaranı içerken gördüm seni...eve girmek istemedim Kibele,senin olmadığını,olmuyacağını bildiğim bir eve girmek istemedim.Ayaklarım geri geri gitmeye başladı ama merdivenlerdeki sesini duydum ona doğru gittim...odandan bana sesleniyodun ama yoktu Kibele beni karşılayan şey kocaman bir boşluktu...yerin asla doldurulamayacak Kibele,bu büyük boşlukta anılarınla yaşıycağız Huzur içinde uyu Kibele...

rojbin çolak

11 Mart 2010 Perşembe

Bloodia

Bloodia,
bu sahte oyuna son vererek başla her şeye,
acıyla ördüğün duvarları yık,
güneşin kalbinin derinliklerine sızmasına izin ver,Bloodia.
kollarını aç ve rüzgarı hissederek güneşe koş Bloodia...

Bloodia,
su saçma karamsarlık felsefesine de son vermelisin.
gülücüklerin gözlerine yabancılaşmasına izin verme Bloodia.

Ve uçmayı öğrenmelisin Bloodia,
kanatlarının mutluluğu hissetikleri gün,
özgür bırak onları.
kelebeklerin söyledikleri şarkıları duyuyormusun Bloodia,
işte şimdi başlıyor her şey Bloodia...
------------------------------
rojbin çolak

16 Şubat 2010 Salı

yanılgılar....

öyle anlar gelir ki uçabildiğine inanırsın.gökyüzünde dans ettiğini hissedersin.zaman durmuştur.renkler etrafında döner ve sanırsın ki bunlar gerçek!romantik bir flimin mutluluk karesindeymişsin gibi başrolde sen! yürüdüğün derme çatma sokaklar o sert rüzgar sana farklı görünür.mutluluktan uçtuğunu hissedersin ama hepsi bir yanılgıdır işte...

görmeye başlamak istemezsin gökyüzünde olmak varken inmekte neyin nesi!!dersin,ah saf şey!sadece izlemek istediğin flimi iziliyorsun farkında değilsin hiçbir zaman başroldeki o kız olamadın.etrafına bakarsın boş bir koridorda olduğunu farkedersin,yanıp sönen bozuk bir lamba ve sen... bağırmaya çalışırsın ama sesini duyaramazsın...gülersin bu sahneye ama korkunu gizleyişten başka birşey değildir.koşmaya başlarsın bir dakika daha durmak istemezsin.üzgünüm kurtuluş yok.ve ışığın altına durup etrafına bakarsın,bırakıp gitmelisin artık...tek kişilik oyundu senin ki! işte o zaman anlarsın.