3 Ocak 2010 Pazar

Zaman...

Soğuk sessiz bir cadde de ilerliyorum etrafımdaki insalar sürekli bir yerlere koşturuyorlar,zamanla yarışıyoruz.Hepimizin sorunları var.Sessizce bir an önce onlardan kurtulmak istiyoruz ne kadar içimize çekilirsek o kadar huzurlu olucağımızı düşünüyoruz.Durup etramıza bakıp,ne yaptığımızı düşünmekten kokuyoruz.Soğuk sokakta sessizce ilerliyoruz...

Bir an yorulduğumu hissediyorum,buluduğum ilk yere oturuyorum. Nasıl bir yer olduğuna bakmadan...Küçük bir kız elindeki balonla dans ediyor,sokağın müziğiyle.Kendi dünyasında o kadar mutlu ki hiçbirşeye aldırmadan dans ediyor.Sanki herşey onun dansına göre ayarlanmış gibi...Gülümsemesi hiç farkedemediğimiz bir masumiyet içeriyor.Parmaklarını açıp ellerinin arasındaki balonun gökyüzüne gidişini izliyor.Gözlerinin içine bakıp ona gülümsüyoru.Yanıma gelip elimi tutuyor ve yürümeye başlıyoruz. Ama bu sefer bir fark var sokak artık bana soğuk gelmiyor!

2 yorum:

  1. harika bir gözlem..işte bu..bazen yaşamı ağır çekim yaşamak gerekiyor,kendini saatin tam ortasına oturmuş kabul edip ne akrepten nede yelkovandan taraf olacaksın..sadece izleyecek ve nefesini her hücren hissedinceye dek çekeceksin içine..yaşıyorum diyeceksin..

    YanıtlaSil